Aşırı kullanım (overuse) yaralanmaları
Aşırı kullanım (overuse) yaralanmaları

Overuse (aşırı kullanım) yaralanmaları sık tekrarlayan stress ve mikrotravmalar (aşırı sürtünme, gerilme ve yüklenmeler) sonrası kas , tendonlar, ligamentler, bursalar, kemikler ve eklemlerde oluşan yaralanmalardır. Bunların tipik örnekleri kas yırtıkları, tendinitisler, bursitler, stress kırıkları, kas-tendon yırtıkları, kompartman sendromu, kemik ödemi, patellofemoral kondropati  olarak verilebilir. Sporcularda antreman sıklık, sürelerinin ve şiddetinin fazla olması ile bu tip yaralanmalara oldukça sık rastlanmaktadır. Profesyonel dansçılar da, estetik  ifadeyi yakalayabilmek için vücutlarını sınırların ötesinde zorlayan sporculardır. Bu nedenle aşırı kullanım yaralanmaları dansçılarda da sık görülmektedir.

Aşırı kullanıma bağlı yaralanmaları  genellikle kas ve tendonların ağır biçimde bir kere zorlanması (tek makrotravma) ya da tekrarlayan küçük zorlanmalar (mikrotravma) sonucu oluşur.  Bunun yanı sıra antrenmanlara yeni başlayanların antrenman programlarındaki ani artışlar ve uzun süre aradan sonra tekrar antrenmanlara yoğun bir şekilde başlayanlarda da aşırı kullanım tipi yaralanmalar sık görülür. Aşırı kullanıma bağlı yaralanmalar bireysel faktörlere: cinsiyet, kötü anatomik yapı, pelvis genişliği, x bacak, o bacak, artmış q açısı, patella alta, tibia vara, pes planus (düz taban), pes cavus (çukur taban), lateral tibial torsiyon, subtalar varus, subtalar valgus, kas dengesizliği ve esneklik yetersizliği, alt ekstremiteler arası uzunluk farklılıkları, femoral anteversiyondaki artışı gibi yapısal değişikliklere ve  bazı çevresel faktörlere (zemin, kıyafet, yetersiz yanlış antreman, koreografi)’e bağlı oluşabilir.

Bilinir ki dansçılar birçok sebepten yaralanır ve ağrılı halleriyle dansetmeye devam ederler. Dansçının yaralanmış ve ağrılı dans etmeye devam etmeye çalışmasının nedeni danstaki rolünü ve mesleğini kaybetme korkusu, yalancı gb görünmemek ve şirketin dans etmesi yönündeki baskısı olabilir. Overuse yaralanmaları zamanında fark edilip önlem alınmaz ise kişinin uzun süre sportif aktiviteden uzak kalmasına neden olmaktadır.

Kas-tendon yırtıkları: Tendonlar kasları kemiklere bağlamakla görevli olan lifli ve oldukça güçlü yapılardır. Tendon yırtılmalarında tendon çevresinde duyduğunuz veya hissettiğiniz yırtılma, kopma ve kütleme gibi hisler ağrılar, bu bölgede morarmalar,  olduğu bölgede kuvvetsizlik hissi ya da uzvu hareket ettirememe, şişlik gibi belirtiler oluşur.

Tendon yırtılmasının nedenleri: kontrolsüz bir hızlanma, büyük ve ani bir darbe alma, kapasitesinin üstünde bir seviyede zorlama, dansçı ve sporcuda yetersiz esneklik gibi nedenlerden dolayı, tendon yırtılması veya kopması rahatsızlıkları oluşabilir ya da  yaşlılık, vücuttaki kan dolaşımının yetersiz seviyede kalması, aşırı kullanıma bağlı tendonda yıpranma, tendon bölgesine steroit enjekte edilmesi (bazı ciddi tendon iltihaplanması hastalıkları karşısında tedavinin gerçekleşmesi için bu metot kullanılabilir), kinolon türünde antibiyotik ilaçlar kullanmaya bağlı tendonun zayıflaması durumunda görülebilir.Tendon yırtıklarının tedavisi: 1) PRP tedavisi: PRP (trombosit bir şekilde zengin kan plazması) tedavi türü son zamanlarda oluşan tendon yırtılması rahatsızlıklarında yaygın bir tedavi yöntemi olarak kullanılır. PRP tedavisi hastanın kendi kanından olan pıhtılaştırıcı ve yenileyici özelliği olan kan elementlerinin konsantre olan versiyonudur. Tendon bölgesine şırınga yardımı ile verilir.

Bu sayede de: Herhangi bir cerrahi ameliyata gerek kalmayabilir. Rahatsızlığın iyileşme süreci kısaltılmış olur. İyileşme süreci boyunca oluşabilecek olan ufak tendon yırtılması durumlarının tekrarlanması ihtimali engellenmiş olur. PRP, kişinin kendi kanından alınmış olduğu için son derece güvenli ve vücutla uyumlu bir yapısı vardır. Cerrahi müdahale: Tendon yapısı vücudu  diğer bölümlerine oranla çok daha yavaş bir şekilde yenilenmektedir. Kasın harekete devamı tendonun iyileşmesine engel olur. Bu iki nedenden dolayı tendon yırtılması rahatsızlıklarının çoğunda cerrahi müdahale gerekir. Bu operasyonlarda tendonun yırtılıp da ayrılmış olan iki ucu birbirine dikilir. İstirahat: Dinlenme, istirahat etme. Buz uygulaması ,ağrı kesici ilaçlar. Fizik tedavi: İyileşme süreci sonrasında tendonun ve kasın eski gücü ve boyuna gelmesine yardımcı olur.

Kemik ödemi: Kemik iliği kemik içinde yeralan süngerimsi, esnek bir  maddedir. Kemik iliği ödemi kemiğin içinde sıvı artışı olması durumudur. Bu ödem MR sonrası tanımlanır, röntgende tespit edilemez. Kemik dokusu içinde sıvı birikmesi, ödem oluştuğu anlamındadır. Tümörler, travmalar sebebiyle kemiğin zedelenmesi gibi pek çok durumda görülebilir. Nedenini anlayabilmek için ayırıcı tanılar yapılması gerekmektedir. Ödemin tespit edilmesi için kan tahlili yapılabilir. Eklem iltihapları kemik iliği ödeminden dolayı oluşmaktadır. Kemik iliğinde ödem, meydana gelen yaralanma veya diğer hastalıklara karşı vücudun kendini korumak için verdiği bir tepkidir. En yaygın nedenlerinden biri çarpmalardır. Kemik hasar görür ve kemiğin içinde sıvı yani (ödem) birikir. Yüksekten yere atlanıldığında veya uzun süre eklemi zorlayacak bir çalışma yapıldığında kemik zarar görür ve ödem birikebilir.

Osteoartrit (eklem kireçlenmesi) yani eklem kıkırdağının bozulması ikinci en yaygın nedenlerdendir. Eklemin kemik yüzeyleri kıkırdak ile kaplıdır. Bu hastalıkta kişilerin eklemlerinde kıkırdak denen doku incelir, bozulur, hatta bazen tamamen yok olur. Bu dokunun yok olmasıyla kemik çok fazla baskı altında kalır. Kemiğin taşıma kapasitesini aşan durumlarda zedelenmeler  meydana gelerek kemikte ödem oluşur. Osteonekroz (kemik ölümü)  kemiğin kılcal damarlarının kan iletimini gerçekleştiremediği zaman kemiğin küçük bir parçası canlılığını yitirir. Bu durumda dizde bol miktarda ödem üretir ve oldukça agrıya sebep olur. Değişmiş stres ve biyomekanik, kemik zedelenmesi, küçük kırıklar, romatizmal hastalıklar, kemik iliği ödemi sendromu, eklem ve kemik iltihapları, kompleks bölgesel ağrı sendromu, orak hücreli anemi , gut hastalığı, lokal cerrahi müdahaleleri, radyoterapi, ilaca bağlı nedenler, tümöral durumlar.

Patellar kondromalazi: Dizde en sık yakınma patellofemoral ekleme ait yakınmalardır. Patellanın denilen diz kapağının  aşırı kullanımı, hızlı sert sık tekrarlayan diz hareketleri veya dizin yere temas ettiği aktiviteler ve diz üzerine düşmeler patellanın altındaki  ve onun üzerine oturduğu femur kıkırdağının yıpranmasına yol açarak; diz ekleminde ağrı, güçsüzlük ve şişliğe yol açabilirler. Patellayı ve diz bükülürken patellanın içinde hareket ettiği oluğu etkileyen çok çeşitli problemler vardır. Bu problemlere tüm yaş gruplarında özellikle sporcularda dansçılarda rastlanabilir. Patellanın alt yüzü eklem kıkırdağı ile örtülüdür. Bu kaygan yüzey, patellanın uyluk kemiği olan femurun özel oluğunda trokleada kaymasına yardımcı olur. Patella ve femurdaki oluk birlikte patellofemoral mekanizmayı oluştururlar.

Dejenerasyon tüm vücutta yaygın yıpranma ve yırtılmaya sebep olan yaşlanmanın bir sonucu olarak da ortaya çıkabilir.  Diz ağrısına yol açan sebepler arasında sık rastlanılanlardan birisi de, dizin hareketleri esnasında patellanın, patello-femoral oluktaki hareketinin normalin dışında olmasıdır. Bu anormal hareket tarzının sebebi quadriceps kaslarındaki kas dengesizliği olabilir. Patellanın patella-femoral olukta hareket ettiğini ve bu hareketi temelde quadriceps kaslarının kontrol ettiğini hatırlayınız. Eğer bu kas kütlesinin herhangi bir parçası zayıf ise, kas dengesizliği ortaya çıkabilir. Bu durumda quadriceps kasları patellayı bir tarafa daha fazla çekeceklerdir. Bunun sonucunda ise, patellanın bir tarafındaki kıkırdak daha fazla basınca maruz kalacaktır. Diz sonuna kadar büküldüğünde dize göz atmak, patellanın bu anormal çekim kuvvetinden nasıl etkilendiğini açık olarak ortaya koyar. Patella, femoral olukta hareket ederken dışarıya doğru kayar. Bu kayma alt yüzdeki kıkırdağın bir tarafının daha fazla basınca maruz kalmasına sebep olur. Zaman içinde bu anormal basınç eklem kıkırdağına zarar verebilir. Sebep anatomik varyasyon olarak da adlandırılan şekil farklılıkları olabilir doğumdan itibaren mevcuttur ve doğuştan bazı insanlarda diz ekleminde femur ve tibia arasındaki açı farklıdır. Anatomik varyasyonun bir başka türü, patello-femoral oluğun normalden daha küçük olmasıdır. Bu durumda oluk daha sığ hale gelir. Bu sığlık genellikle dizin dış tarafından kaynaklanır. Bu durumda patella oluktan dışarıya çıkarak pateller dislokasyona yani çıkığa  sebep olur. Bu tablo sadece ağrıya sebep olmakla kalmaz, patellanın altındaki kıkırdağa da zarar verebilir. Eğer bu tablo çok sık tekrarlarsa, patello-femoral eklemde dejenerasyon çok hızlı gelişir. Patellanın altındaki kıkırdakta hasar geliştiğinde ortaya çıkan tabloya, kondromalazi patella adı verilir. Patello-femoral problemi olan insanlar, tipik olarak merdiven aşağı veya yokuş aşağı inerken ağrıdan yakınırlar. Uzun süre dizin bükülü kaldığı durumlarda da ağrı ortaya çıkabilir. Bazen dizde bir boşalma hissinden yakınılır. Bunun dizdeki bir instabiliteden değil, ağrıya yanıt olarak ortaya çıkan bir refleksden kaynaklandığı düşünülmektedir. Çömelme esnasında veya merdiven inip çıkarken çıtırdama sesi ortaya çıkabilir. . Bu ses patellanın altındaki haraplanmış ve uyluk kemiğindeki düzensiz yüzeylerin birbirlerine sürtmesinden kaynaklanır.Aşırı kullanıldığında diz şişebilir; diz hareketleri kısıtlanabilir. Bunun sebebi sıklıkla dizin içinde biriken sıvıdır. Sıvı toplanması sadece patella ile ilgili problemlerde değil, dizin tüm inflamasyonlarında ortaya çıkar.

Hastalığın erken dönemlerinde fizik tedavi ağrı ve inflamasyonun azalmasını sağlayabilir. Fizyoterapistler ağrıyı azaltmak için buz masajı veya patellayı hareketsiz kılma gibi yöntemlere başvurabilirler. Akut semptomlar kontrol altına alındığında; fleksibilite, kuvvet, dizilim veya kas dengesi ile ilgili problemlerin düzeltilmesi için çeşitli tedavi seçenekleri fizyoterapistler tarafından hastaya sunulur. Uygulanan bütün bu tedavi yöntemlerine rağmen tablo düzelmezse cerrahi girişim gerekebilir.

Tendinitler: Tendinit, yoğun yük altında kalan ve bu yüke hazır olmayan tendon kaslarının, çoğunlukla yapıştıkları kirişlerde oluşturduğu mikrobik olmayan iltihaplanmalara denir.

Aşırı zorlanmalar, sürekli tekrar eden hareketler sonucu ortaya çıkan tendinit problemi kişilerde rahatsız edici kas yanmaları ve ağrılar ile belirmeye başlar. Ağrılar tutulan tendona göre farklılıklar göstermektedir. Tendinitin bir diğer belirtisi de, vücudunuz ısınmışken de ağrımaya devam etmesidir. Çoğu kas rahatsızlığı egzersiz sırasında ağır hissettirmezken, tendinit sadece egzersiz öncesinde ya da başlangıcında değil, egzersiz süresince de ağrı, acı, yanma hissettirir. Tedavi etmek için birden fazla alternatif bulunmaktadır. Bunlar buz tedavisi, Anti-flamatuar ilaçlar, antrenmanlarına ara vermektir. Eğer tanı geç konur ve tedaviyi ihmal ederseniz sakatlık kronik hale gelebilir ve iyileşmesi çok uzun sürebilir. Kronik hale gelen tendinit problemleri cerrahi tedavi desteği ile düzeltilebilir.

Enjeksiyonlar denenebilir: ağrı kesiciler, kortikosteroidler ve trobosit zengin plazma bunlardan bazılarıdır. Atel ile uzvun istirahati  daha hızlı iyileşmeyi gerçekleştirebilirsiniz.

Bursitler: Bursit, bir eklem etrafında bulunan, tendonların hareket sırasında kemiğe sürtünmesine engel olan içi sıvı dolu olan bir kesenin (bursa) iltihabıdır. Bursa, tendonların kemikleri üzerinde ve çevresinde sorunsuz bir şekilde kaymasına yardımcı olur ve iltihaplandığında (bursit), şişme, ağrı ve etkilenen eklemde sertlik olabilir.Bunlar genellikle eklem çevresinde şişlik ve ağrı, bunlara ek olarak da eklemlerde hareketlerin sınırlanması olarak söylenebilir.  Belirtileri şiddetli olabilir, aktivite yada hiçbir nedeni olmadan gelip gidici olabilir. Eklemde mat ağrı, şişlik veya sertlik hissi, hareket ettirildiğinde eklem ağrısı, eklem çevresinde kızarıklık, eklem hareket açıklığının azalması olabilir. Ateş, şiddetli ağri bursitin enfekte olduğunun göstergesidir ve antibiotik tedavisi ve içindeki absenin boşaltılması gerekir. Gut (eklemlerde ürik asit birikimine neden olan artrit türü), enfeksiyonlar, artritler, eklemin aşırı kullanımı, Romatoid artrit (eklem iltihabı ile karakterize kronik otoimmün hastalığı), travma ya da yaralanma bursit nedeni olabilir.Tedavi anti-inflamatuar ilaçlar, istirahatle geçmezse steroid enjeksiyonları gerekebilir.

Semptomatik medial plika: Plika Sendromu, ön diz ağrısıyla kendini belli eder. Sinovyal plikalar; embroyolojik hayatta diz eklemini bölmelere ayıran sinovyal membranlaran kalıntılarıdır. Medial plika, diz ekleminin medialinde, suprapatellar bölgeden başlar, tibiada infrapatellar yağ yastıkçığına bağlanan siynoviyal örtüye uzanır. Plika; tek, belirgin bir travma veya ufak travmalar neticesinde oluşan fibrozis ve inflamasyon ile semptomatik bir şekle dönüşür. Sürekli hızlı sert ve sık diz hareketleri yapan dansçılar ve sporcularda görülebilir. Semptomatik hale gelen medial plika, dizin uzun süre fleksiyonda tutulması veya aktiviteler ile ortaya çıkan lokalize bir ağrıya neden olur. Dizde takılma hissi, yalancı kilitlenme, güçsüzlük ve şişliktir.

Tedavide öncelikle aktivitelere kısıtlama getirilir, nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar verilir. Lokal steroid uygulanması teşhisi kolaylaştırır ancak tedavide rolü yoktur. İnatçı olgularda artroskopik olarak plika çıkarılmalıdır. Uzun süre var olan semptomatik plikalar sürtünmeyle diz eklem kıkırdağını bozarak kireçlenmeye neden olabilir.

Hoffa’s fatpad sendromu: Ön diz ağrısı nedenlerindendir. Diz eklemi içinde birçok iyi tanımlanmış yağ yastığı vardır. Bunların her biri eklem kapsülü dışta, sinovyal membran ve eklem boşluğu içte olacak şekilde yani intrakapsüler ama ekstrasinovyal olarak konumlanırlar. Diz ekleminin ön bölümünde ise anterior suprapatellar (kuadriseps), posterior suprapatellar (prefemoral) ve infrapatellar (Hoffa) olmak üzere üç yağ yastığı bulunmaktadır. Hoffa hastalığı, infrapatellar yağ yastığının  travmatik ve inflamatuvar değişikliğidir. Şiş kalın ve inflame yağ yastıkçığı diz hareketleri sırasında sürtünme yaparak ağrı oluşturur. Manyetik rezonans görüntüleme (MRG) yöntemi ile tespit edilebilir.