Whatsapp
Kıkırdak Cerrahisi; Eklem kıkırdağı, kemik uçlarını örten doku olup, eklemi oluşturan yüzeylerin düzgün, kayıcı yapısını sağlayarak, eklem yüzeylerinin birbiri üzerinden rahat hareket etmesini sağlarlar.
Kıkırdak yüzey sayesinde basınç dağıtılarak sürtünme kuvveti en aza indirilir. Eklem kıkırdağı hasarlarında başlangıçta ağrı hissedilmez. Bunun nedeni kıkırdak dokusunda sinir uçları olmamasıdır.
Eklem kıkırdak hasarı büyük olup altındaki kemik ortaya çıkarsa o zaman ağrı hissedilir. Bu gibi dayanılmaz ağrılarda kıkırdak cerrahisi tarafından muayene edilmek gerekebilir. Kıkırdak hasar düzeyi,
Evre 1: Kıkırdakta yumuşama
Evre 2: Kıkırdakta yüzeyel çatlaklar
Evre 3: Kıkırdakta derin hasarlar
Kraterler alttaki kemiğin ortaya çıktığı evredir, bu son evrede serbest kıkırdak parçaları eklem içine düşebilir ve serbest dolaşarak eklemde sıkışıp kilitlenme, ağrı ve kıkırdakta aşınmaya yol açabilirler. Eklem kıkırdak lezyonlarından şüphenilen hastaların radyografik ve MR incelemeleri ile lezyonun yeri ve düzeyi saptanır.
Yerel kıkırdak dokusu kaybı sık görülen bir durumdur.
Birçok nedene bağlı olsa da, en sık travma sonucu görülür. Bu büyük bir travma veya tekrarlayıcı küçük travmalarla da olabilir. Kıkırdak sorunları sıkılıkla genç hastalarda Artroskopik Cerrahi sırasında olan diz burkulmaları yada dize direkt gelen travmalar ile gözlenir.
Spor aktivite düzeyinin ağır olması, ailede başka kişilerde kıkırdak defekti görülmesi de olası nedenler arasında sayılabilmektedir. Bunun dışında trafik kazaları ve ileri yaşta özelliği bozulmuş kıkırdaklı hastalarda diz burkulmaları da kıkırdak hasarlarına yola açarlar.
Ayrıca kıkırdak altındaki kemiğin beslenmesinin bozulduğu durumlarda, dizin mekanik bozuklukları nedeni ile eklem yüzeyi yük dağılımının bozulduğu hastalarda da kıkırdak sorunları görülür.
Eklem Kıkırdak hasarlarında en önemli sorun kıkırdağın beslendiği bir damarsal yapı olmaması ve sadece eklem sıvısı yardımı ile beslenmesidir. Eklem kıkırdağı, hasar gördüğünde kendini yenileme özelliği yoktur. Eklem kıkırdağı hiyalen kıkırdak dediğimiz kıkırdak tipinden oluşur.
Bir hasar durumunda iç kısımda fibrokartilaj dediğimiz tipte kıkırdak oluşmakla beraber bu tip kıkırdak hiyalen kıkırdak özelliklerinde değildir. Tedavide, planlama kıkırdak hasarı boyutu, düzeyi ve nedenlerine göre planlanır.
Hafif kıkırdak hasarlarında eksersiz ve kıkırdak destekleyici ilaçlar yeterli olabilir. Eğer kıkırdak hasarına neden olan bir durum varsa öncelikle bu giderilmelidir. Örneğin mevcut meniskus yırtığı, diz içi serbest cisim, diz kapağı dönüklüğü gibi problemler kıkırdak hasarına yol açtıysa artroskopik cerrahi ile öncelikle bu birincil problemler tedavi edilir.
Daha sonra grade 1-2 hastalarda eksersiz, ağızdan kıkırdak destek ilaçlar önerilirken erken evre lezyonlarda eklem içi viskosuplement dediğimiz enjeksiyonlar ve fizik tedavi uygulanmaktadır.
Grade 4 dediğimiz kemiğin ortaya çıktığı lezyonlarda öncelikle artroskopik olarak kıkırdak hasarı olan bölgenin kenarları düzenlenir. 30 yaş ve altı hastalarda kıkırdak altında ortaya çıkan kemikte mikrokırık dediğimiz yöntem diz artroskopisi ile uygulanır. Genellikle 2cm2 nin altındaki alanlarda uygulanır. Bunun dışında yük binen alanlarda ki hasarlı bölgelere mozaikplasti dediğimiz yöntemle dizin sağlam kesimlerinden alınan kıkırdak kemik silindirleri uygulanarak hiyalen kıkırdakla onarım sağlanır.
Son zamanlarda güncellik kazanan yöntemde artroskopik cerrahi ile diz ekleminden alınan sağlam kıkırdaklar özel laboratuvarlarda kıkırdak hücre kültürleri ile ortalama 6 haftada üretilerek ikinci bir operasyonla kıkırdak kaybı olan alana uygulanır.
Kıkırdağın kendini tamir etme yeteneği yoktur. Sonuç olarak dizde ağrı, hareket kısıtlılığı, şişme, kilitlenme görülebilir. Kıkırdak defektini, dizdeki genel kıkırdak kaybı olan kireçlenmeden ayırmak gerekir.
Kıkırdak defektinde kıkırdaktaki kayıp belli bir bölgededir ve diğer bölgelerdeki kıkırdaklar normaldir. Ancak kıkırdak defektleri tedavi edilmediğinde zaman içerisinde diz ekleminin yaygın kireçlenmesine neden olabilir.
Kıkırdak ameliyatı, diz, kalça, omuz veya diğer eklemlerde zarar gören kıkırdak dokusunu yenilemek veya onarmaktır. Kıkırdak hasarının büyüklüğüne, yerine ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak ameliyatın uygulanması değişir. Modern cerrahi yöntemler sayesinde bu tür ameliyatlar genellikle minimal invaziv bir şekilde artroskopik yöntemle gerçekleştirilir. Kıkırdak ameliyatının genel aşamaları ve kullanılan yöntemler aşağıda gösterilmektedir:
İlk olarak, ameliyat sırasında eklem içi özel cerrahi aletler ve küçük bir kamera olan artroskop kullanılarak incelenir. Bu yöntem, hasarın ne kadar büyük olduğunu ve nerede olduğunu belirlemeye olanak tanır. Artroskopi, açık ameliyatlara göre daha hızlı iyileşme sağlar çünkü küçük kesiler kullanılır.
Kıkırdak onarılabilirse mikro-kırık yöntemi gibi yöntemler kullanılabilir. Bu yöntem, hasarlı bölgedeki kemikte küçük delikler açarak kemik iliğinden yeni kıkırdak üretimini başlatan hücrelerin yüzeye gelmesi yoluyla kemik iliğinden yeni kıkırdak üretimini başlatır. Genellikle, bu işlem küçük çaplı hasarlar için uygundur.
Otolog kondrosit implantasyonu (ACI) daha büyük hasarlar için tercih edilebilir. Bu yöntem, hastadan alınan sağlıklı kıkırdak hücrelerinin laboratuvarda replike edilmesinden sonra hasarlı bölgeye yerleştirilmesini içerir. Bu prosedür, doğal kıkırdak dokusuna en yakın sonucu sağlamayı amaçlar.
Başka bir yaklaşım, sıklıkla büyük hasarlar için kullanılan kıkırdak naklidir. Sağlıklı kıkırdak dokusu, vücudun başka bir bölgesinden veya donörden alınarak hasarlı alana aktarılır. Bu yöntem, ileri düzey kıkırdak kaybı olan hastalar için idealdir.
Kıkırdak onarımı başarılı olmak için ameliyat sonrası iyileşme süreci çok önemlidir. Hastalar, bir süre ağırlık taşımaktan kaçındıktan sonra fizik tedavi etmeye başlar. Bu süreç boyunca, eklemlerin hareket etmesini kolaylaştırmak ve kasları güçlendirmek için düzenli egzersizler yapılır.
Hasarın büyüklüğüne ve uygulanan yönteme bağlı olarak, tam iyileşme süresi birkaç aydan bir yıla kadar değişebilir. Doktorun tavsiyelerine uymak, kıkırdağın doğru yenilenmesini garanti etmek için çok önemlidir.
Kıkırdak hasarı, vücudun kendi kendine iyileşmesini zorlaştıran bir durumdur. Bunun nedeni, kıkırdak dokusunun kan dolaşımını zorlaştırmasıdır. Kıkırdak, kan damarları ve sinirlerden yoksundur, bu yüzden çok az beslenir ve iyileşir. Ancak, kıkırdak hasarının derecesine ve yerine bağlı olarak, uygun tedavi yöntemleriyle iyileşme sürecini desteklemek ve eklem fonksiyonlarını sürdürmek mümkündür.
Çevredeki dokuların küçük çaplı yüzeysel kıkırdak hasarları için bir miktar iyileşme yeteneği vardır. Bununla birlikte, bu iyileşme tipik olarak tam bir iyileşme yerine daha az dayanıklı bir bağ dokusunun oluşmasına yol açar. Bu durumlarda, eklem hareketinde kısıtlamalar ve ağrı devam edebilir.
Kıkırdaktaki daha derin hasarlar cerrahi müdahale gerektirebilir. Kemik iliğinden iyileştirici hücrelerin hasarlı bölgeye mikro-kırık yöntemi aracılığıyla gönderilmesi mümkündür. Otolog kondrosit implantasyonu (ACI) veya kıkırdak nakli gibi çağdaş tedaviler daha ileri durumlarda uygulanabilir. Bu yaklaşımlar, hasarlı bölgenin doğal kıkırdağa en yakın şekilde yenilenmesini mümkün kılmak için tasarlanmıştır.
Ameliyat sonrası fizik tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleri, iyileşme sürecini başarılı bir şekilde tamamlamak için çok önemlidir. Eklemdeki yükün azaltılması, kasların güçlendirilmesi ve doğru hareket tekniklerinin kullanılması, kıkırdağın daha fazla zarar görmesini önler ve tedavinin etkinliğini artırır.
Kıkırdak hasarı tamamen iyileşmese de, erken teşhis edilmesi ve uygun tedavi uygulanması mümkündür. Eklem ağrısı, hareket kısıtlılığı veya diğer belirtiler yaşıyorsanız, kıkırdak sağlığınızı değerlendirmek için bir ortopedi uzmanına gitmek önemlidir.
Kıkırdak ameliyatı genellikle 1 ila 3 saat arasında sürer ve kullanılan cerrahi yönteme, hasarın boyutuna ve ameliyatın kapsamına bağlı olarak değişir. Daha büyük ve karmaşık işlemler, minimal invaziv yöntemler kullanılarak daha kısa sürede tamamlanabilir.
Artroskopik (küçük kesilerle) ameliyat genellikle 1 ila 1,5 saat sürer. Mikro-kırık yöntemi, hasarlı bölgedeki kemikte delikler açarak yeni kıkırdak üretimini teşvik eder ve genellikle kısa sürede tamamlanır.
Otolog kondrosit implantasyonu (ACI) gibi daha gelişmiş uygulamalarda, önce sağlıklı kıkırdak dokusu alınır, laboratuvarda replike edilir ve ardından hasarlı bölgeye ikinci bir işlem uygulanır. Çift aşamalı tedaviler daha uzun sürer.
Kıkırdak nakli gibi daha derinlemesine operasyonlar, ameliyat süresini uzatabilir ve 2 ila 3 saat sürebilir. Ameliyatın süresi, cerrahın deneyimine ve eklemdeki diğer sorunlara (örneğin bağ hasarı veya menisküs yırtığı) bağlı olup olmadığına da bağlıdır.
Ameliyatın ardından planlanan iyileşme süreci, ameliyat süresi kadar önemlidir. Fiziksel tedavi ve dizin doğru bir şekilde iyileşmesini sağlamak, ameliyatın başarısını belirleyen en önemli bileşenlerdendir. Doktorunuz, ameliyat öncesinde işlemin süresini ve ayrıntılarını size söyleyecektir.
Diz kıkırdak ameliyatı sonrası iyileşme süresi, cerrahi işlemin türüne, kıkırdak hasarının büyüklüğüne ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak değişebilir. Normalde temel günlük aktiviteler dört ila altı hafta içinde yapılabilir hale gelir, ancak eklemin tam iyileşmesi ve eski gücüne dönmesi altı ay ila bir yıl sürer.
Artroskopik cerrahi, minimal invaziv bir operasyon olduğu için iyileşme süreci genellikle daha hızlıdır. Hasta, mikro-kırık yöntemi gibi yöntemlerde ilk altı ila sekiz hafta boyunca dize tam yük vermemelidir. Bu aşamada uygulanan fiziksel tedavi, eklemlerin hareket edebilmesi için daha fazla açıklık sağlar ve kasları güçlendirir. Tamamen iyileşmek genellikle üç ila altı ay sürer.
Kıkırdak nakli veya otorog kondrosit implantasyonu (ACI) gibi daha büyük operasyonlarda iyileşme süresi daha uzun olabilir. Kıkırdak dokusunun yerleşmesi ve çevre dokularla bütünleşmesi bu tür ameliyatlarda zaman alır. İlk 2-3 ay boyunca ağırlık verilmeden rehabilitasyon sürecine devam edilir ve genellikle 6-12 ay içinde tam iyileşme tamamlanır.
Eklem hareketlerini yeniden kazanmak ve diz çevresindeki kasları güçlendirmek, iyileşme sürecinde fizik tedavi için çok önemlidir. Bu süreçte doktorun tavsiyelerine uymak, aşırı stresten kaçınmak ve düzenli olarak egzersiz yapmak iyileşmeyi hızlandırır ve komplikasyon riskini azaltır.
Tamamen iyileşme süresi kişiden kişiye değişse de, sabırlı olmak ve rehabilitasyon programına düzenli olarak katılmak, başarılı bir sonuç elde etmenin en iyi yoludur. Doktorunuz ve fizyoterapistiniz süreci kişiselleştirecektir.
Diz ameliyatından sonra yürümeye başlama süresi, ameliyatın türüne, eklemin ne kadar zarar gördüğüne ve ameliyat sonrası rehabilitasyon programına bağlıdır. Diz ameliyatları sonrası yürümeye geçiş genellikle kademeli bir süreçtir ve doktorunuzun verdiği talimatlara uymak çok önemlidir.
Hastalar, artroskopik diz ameliyatı gibi minimal invaziv bir operasyondan sonra, hatta aynı gün koltuk değneği veya baston kullanarak yürümeye başlayabilirler. Bununla birlikte, tam yük vermek yerine dizin üzerindeki baskıyı azaltmak daha iyidir. Desteksiz yürüyüşe geçmek genellikle bir ila iki hafta içinde gerçekleşir.
Menisküs onarımı veya ön çapraz bağ rekonstrüksiyonu gibi daha büyük müdahalelerde, dizin iyileşmesine zaman ayırmak gerekir. Bu ameliyattan sonra hastalar genellikle iki ila altı hafta boyunca koltuk değneği kullanır. Desteksiz yürüyüş ve tam ağırlık verme genellikle altı ila sekiz hafta içinde mümkün olur.
Diz protezi ameliyatı sonrası, hastalar genellikle bir ila iki gün içinde fizyoterapist tarafından yönlendirilir. İlk haftalarda dizlik veya yürüme yardımıyla hareket edilir, ancak dört ila altı hafta içinde tam bağımsız yürüyüş yapmak mümkündür.
Yürümeye başlama süresi, hastanın ameliyat sonrası iyileşme sürecine uyumuna ve fizik tedavi planına da bağlıdır. Doktor ve fizyoterapist tarafından kontrol edilen egzersiz, hareket kabiliyetinin yeniden kazanılmasını hızlandırır. Diz ameliyatı sonrası erken hareket, kan dolaşımını artırarak iyileşmeyi kolaylaştırır, ancak aşırı yükleme yapmaktan kaçınmalısınız. Doktorunuz, ameliyatın türüne göre ideal yürüyüş zamanlaması ve yük verme sürecini belirler.
Kemik gibi, kıkırdak dokusu iyileşmez. Bunun nedeni, kan dolaşımı olmayan kıkırdağın kendini yenileme yeteneğine sahip olmasıdır. Bu nedenle kıkırdak dokusunun iyileşme süreci kemiğin iyileşme sürecinden tamamen farklı bir mekanizmaya dayanır ve çok daha yavaştır.
Kıkırdak dokusunun hasarı, genellikle çevre dokuların yardımıyla sınırlı bir onarımdan geçer. Örneğin, mikro-kırık veya kıkırdak nakli gibi cerrahi müdahalelerin ardından, iyileşme süreci eklemle bütünleşen ve güçlenen yeni kıkırdak dokusuna bağlıdır. Bu işlem genellikle birkaç ay sürebilir ve altı ay ila bir yıl arasında tam fonksiyonel iyileşme gerçekleşir.
Kıkırdak restorasyonunda kullanılan hücreler veya greftler, altı ila sekiz hafta içinde yerleşmeye başlar. Bununla birlikte, bu dokunun tam olarak istikrar kazanması ve daha dayanıklı hale gelmesi için daha uzun bir süre gerekir. Ameliyat sonrası iyileşme sürecinde doktorun tavsiyelerine uymak ve düzenli olarak fizik tedavi programına katılmak çok önemlidir.
Kıkırdağın iyileşme süresi, hasarın boyutu, uygulanan tedavi ve hastanın genel sağlık durumuna göre değişir. Kıkırdak hasarı tedavi edilmezse iyileşme mümkün değildir ve uzun vadede kireçlenme veya eklem dejenerasyonu gibi daha ciddi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle, doktor kıkırdak iyileşme sürecini yakından takip etmelidir.