Whatsapp
Prof. Dr. Neslihan Aksu | Dans Eden Beyinler
Bebekken, bugünkünden daha fazla beyin bağlantınız vardı. Ama bu, yaşlandıkça kötüleştiğimiz anlamına gelmiyor: Beyin hayat boyu kendini seçen, düzenleyen ve yeniden yazan bir sistem. Ve bu yolculukta hareketin, özellikle dansın, önemli bir rolü var.
Nöronlarımızın çoğu anne karnında üretilir; yaklaşık 86 milyar nöronla doğarız. Hayat boyunca asıl değişen, nöronlar arasındaki bağlantılardır: sinapslar. Öğrendiğimiz ve alışkanlık haline getirdiğimiz her şey bu bağlantılarda yaşar.
Doğumdan sonra beyin ihtiyacından çok daha fazla bağlantı kurar. Peter Huttenlocher’ın çalışmalarına göre çocuklukta sinaps yoğunluğu, bazı bölgelerde yetişkin düzeyinin yaklaşık yüzde elli üzerine çıkar. Önce görme ve işitme, sonra dil alanları zirve yapar; planlama ve dürtü kontrolünden sorumlu prefrontal korteks ise en son olgunlaşır.
Bu dönemde beyin bir bahçıvan gibi çalışır: Kullanılan bağlantıları güçlendirir, kullanılmayanları budar. Buna sinaptik budama denir ve bir kayıp değil, olgunlaşmadır. Her yöne patika açılmış bir orman düşünün; az kullanılan patikalar kapanır, sık kullanılanlar asfalt yola dönüşür.
Bu yollar aynı zamanda miyelin denen yağlı bir kılıfla sarılır ve sinyaller hızlanır. Prefrontal korteksteki budama 20’li yaşların başına kadar sürer; gençlerde karar verme ve dürtü kontrolünün geç olgunlaşmasının nedeni budur. Çocuklukta tekrar tekrar kullandığımız düşünce ve davranış yolları otoyollara dönüşür. Kalıcıdırlar ama değiştirilemez değildirler.
Yetişkinlikte toplam sinaps sayısı görece sabittir, ama bağlantılar sürekli oluşur, güçlenir ve kaybolur. Buna nöroplastisite diyoruz. Yeni bir dil ya da yeni bir dans adımı öğrendiğinizde beyninizde gerçek, fiziksel değişiklikler olur.
Sağlıklı yaşlanmada nöron kaybı sınırlıdır. Asıl azalan, sinapslar ve beyin bölgelerini birbirine bağlayan beyaz maddenin bütünlüğüdür. En çok prefrontal korteks ve hafıza merkezi hipokampus etkilenir. Ama fiziksel aktivite, sosyal hayat, yeni şeyler öğrenmek, iyi uyku ve kalp-damar sağlığı bu süreci belirgin biçimde yavaşlatır.
Ortak mesaj: Beyni en çok değiştiren şey sadece hareket etmek değil, yeni bir şey öğrenip hatırlamak. Çalışmaların örneklemleri küçük olsa da tablo tutarlı ve umut verici.
Sakatlık önleme yalnızca kaslar ve eklemlerle ilgili değildir. Ani bir dönüşte dizi doğru hizada tutmak ya da yere yumuşak inmek, beyinde kurulmuş hareket yollarının ürünüdür. “Dans Eden Beyinler” yaklaşımında, dansçıların yıllarca inşa ettiği bu yolları sporculara kazandırmayı hedefliyoruz. Yeni bir iniş tekniği öğrenmek de yeni bir koreografi öğrenmek gibidir: Önce zordur, sonra otomatikleşir.
Beynimiz çocuklukta yazılıp biten bir kitap değil, hayat boyu yeniden yazılan bir defter. Bugün atacağınız her yeni adım yarının yollarını açar. O adımlardan biri neden bir dans adımı olmasın?
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; kişisel değerlendirme ve tedavi için bir hekime başvurunuz.