Whatsapp
Tendon dokusu içinde kalsiyum birikintilerinin oluşması, tendon kalsifikasyonları olarak bilinir. Tendonlar bu kalsiyum birikintileri nedeniyle sertleşebilir ve bazen ağrı olabilir. Omuz en çok etkilenir, özellikle rotator manşet tendonu, ancak diğer yerlerde de olabilir. Tendon kalsifikasyonlarının nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, sürekli mikrotravmalar, genetik yatkınlık ve metabolik bozukluklar gibi faktörlerin neden olabileceği düşünülmektedir.
Ek belirtiler arasında etkilenen bölgede ani veya kalıcı ağrı, hassasiyet ve hareket kısıtlılığı yer alır. Bazı durumlarda, kalsifikasyonlar tıbbi görüntüleme sırasında tesadüfen görülebilir ve herhangi bir belirgin semptom göstermeyebilir. Kalsiyum birikintileri tendon dokusuna zarar verdiğinde, ağrı ve rahatsızlık artar.
Kalsifikasyonun büyüklüğüne, yerleşimine ve hastanın semptomlarının şiddetine bağlı olarak çeşitli tedavi seçenekleri vardır. Dinlenme, ağrı kesici ilaçlar, anti-inflamatuar ilaçlar ve fizik tedavi konservatif tedavi yöntemleridir. Fiziksel terapi, tendonların esnekliğini ve hareket kabiliyetini geliştirebilir. Kalsiyum birikintilerinin aşırı derecede şiddetli olduğu durumlarda kalsiyum birikintilerinin cerrahi olarak çıkarılması gerekebilir.
Non-invaziv yöntemler, örneğin ekstrakorporeal şok dalga tedavisi (ESWT), ağrıyı hafifletmeye ve kalsiyum birikintilerini parçalamaya yardımcı olabilir. Tedavi sürecinde hastalar doktorun tavsiyelerini dikkatle takip etmelidir ve kontrollerini düzenli olarak yapmamalıdır. Tendon kalsifikasyonlarının tedavisi, hastaların yaşam kalitesini yükseltir ve günlük aktivitelerini daha rahat gerçekleştirmelerine yardımcı olur.
Normalde kanda çözünmüş olarak bulunan kalsiyum vücutta yapısı bozulan dokulara gelip buralarda depolanabilmektedir. Tendon kalsifikasyonlarından kastedilen rotator manşet tendonlarında kalsiyumun (hidroksiapatit) depolanmasıdır. Supraspinatus en sık etkilenen tendondur.
Çekilen grafilerde normalde olmaması gereken yerde beyaz kalsiyum görüntüsü verebilir. Genelde bir travma sonrası, ya da tendonların yangısı (tendinit) sonrası oluşabilmektedir.
Tendon kalsifikasyonlarının tedavisi, hastanın semptomlarının şiddetine, kalsifikasyonun boyutuna ve yerleşimine bağlı olarak değişir. Konservatif yöntemler, hafif ve asemptomatik vakalarda genellikle ilk tercih olarak kullanılır. Dinlenme, anti-inflamatuar ilaçlar, ağrı kesiciler ve fiziksel tedavi bu yöntemlerden bazılarıdır. Fizik terapinin amacı, tendonun esnekliğini geliştirmek ve güçlendirmek ve böylece hareket kabiliyetini geliştirmektir.
Ekstrakorporeal Şok Dalga Tedavisi (ESWT), daha şiddetli ağrı ve hareket kısıtlılığı olan hastalar için etkili bir non-invaziv seçenek olabilir. Bu tedavi yöntemi, yüksek enerjili ses dalgaları kullanarak kalsiyum birikintilerini parçalar ve bu da vücudun doğal iyileşme sürecini hızlandırır. ESWT, cerrahi müdahale gerektirmeyen ve genellikle birkaç seansta uygulanan bir seçenek olarak öne çıkar.
Hastalar büyük kalsifikasyonlara sahip veya konservatif tedavilere yanıt vermeyen durumlarda cerrahi müdahale düşünülebilir. Kalsiyum birikintilerini çıkarmak için minimal invaziv bir teknik olan artroskopik cerrahi kullanılır. Bu prosedürde kalsifikasyonlar küçük kesiler ve özel cerrahi aletler kullanılarak temizlenir. Cerrahi tedavi sonrası rehabilitasyon süreci, tendonun tamamen iyileşmesini ve işlevselliğini geri kazanmasını garanti etmek için çok önemlidir.
Hastalar, tedavi sürecinde doktorun tavsiyelerini dikkatle takip etmelidir ve düzenli kontrollerini aksatmamalıdır. Kalsifikasyonun tekrarlama riskini azaltmak için uygun egzersiz programları ve tendon aşırı kullanımdan korunmalıdır. Tendon kalsifikasyonlarının tedavisi, hastaların fonksiyonel ve ağrısız bir yaşam sürmelerine yardımcı olur, bu da yaşam kalitesini önemli ölçüde artırır.
Klinik olarak üç evre izlenir:
Kalsifik evre formasyon, dinlenme ve rezorptif faz olmak üzere üç faza ayrılır. Hastalar çoğunlukla kolun dış kısmında hissedilen şiddetli ağrı ile seyreden rezorptif fazda hekime başvurur. Kolun bazı hareketlerinde ağrı duyulur. Bazı hastalarda ağrı çok şiddetlidir.
Çekilen röntgende kalsiyum depolarının görülmesi ile tanı konur. Kalsifikasyonlar radyografi ile belirlenebilir, ultrasonografi deneyimli ellerde daha duyarlı bir yöntemdir. Manyetik rezonans %95 doğruluk oranına sahip olmasına karşın tanıda gerekli değildir.
Soğuk uygulama, ağrı kesici ve ödem giderici ilaçların yanı sıra akut dönemde ağrıyı yapan hareketlerden kaçınılır. Bazı hastalarda zamanla kalsiyum depoları kaybolsa da, bir çok hastada ara ara ağrılı dönemlerle ortaya çıkan kronik bir omuz şikayeti devam eder.
Kronik durumlarda cerrahi olarak kalsifiye bölgenin küretajı gerekebilir. Artroskopik yapılan işlemde hastanın ameliyat sonrası şikayetleri oldukça az olmakta ve kısa sürede günlük hayatına dönebilmektedir. Artroskopik cerrahi etkinliği kanıtlanmış, kozmetik sonuçları daha iyi ve rehabilitasyonu kolay bir işlemdir. Ancak kalsifikasyonların yerinin belirlenmesi teknik olarak zordur. Açık cerrahi etkinliği yüksek diğer bir tedavi alternatifidir.
Tıpta, dokularda normalden fazla kalsiyum birikmesi kalsifikasyon olarak bilinir. Bu süreç, yumuşak dokularda ve kan damarlarında kalsiyum tuzlarının birikmesiyle gerçekleşir. Doku hasarı veya inflamasyon sonrası iyileşme genellikle kalsifikasyona neden olur; ancak bazen metabolik bozukluklar veya dejeneratif hastalıklar da kalsifikasyona neden olabilir.
Kalsifikasyon iki ana kategoriye ayrılabilir: distrofi ve metastatik. Distrofik kalsifikasyon, hasarlı veya nekrotik dokularda meydana gelir ve genellikle doku iyileşme sürecine bağlı olarak gelişir. Örneğin, uzun süreli iltihaplanma veya travma sonucunda zarar görmüş kas dokularında görülebilir. Kandaki kalsiyum ve fosfat düzeylerinin yükselmesi nedeniyle sağlıklı dokularda kalsiyum birikmesi, metastatik kalsifikasyon olarak bilinir. Bu durum, böbrek yetmezliği, hiperparatiroidizm veya vitamin D metabolizması bozuklukları gibi sistemik durumlarla ilişkilidir.
Kalsifikasyon, dokuya bağlı olarak farklı semptomlara neden olabilir. Örneğin, kan damarlarındaki kalsifikasyon, damar sertliğine ve kardiyovasküler hastalıklara neden olabilir. Tendonlarda veya kaslarda kalsifikasyon, ağrıya ve hareket kısıtlılığına neden olabilir. Kalsifikasyonların tedavisi, altta yatan nedenin düzeltilmesini içerir ve durumun ciddiyetine bağlı olarak fiziksel tedavi, cerrahi müdahale veya medikal tedavi gerektirebilir.
Tendon kalsifikasyonlarının tedavisinin maliyeti, uygulanacak tedavi yöntemine, hastanın genel sağlık durumuna ve tedavinin yapılacağı sağlık kurumunun konumuna ve kalitesine bağlıdır. Konservatif tedavi genellikle daha ucuzdur. Bu yöntemler arasında dinlenme, anti-inflamatuar ilaçlar, ağrı kesiciler ve fiziksel tedavi vardır.